Bir Galatasaraylı Olarak Ali Koç’a Neden Seviniyorum?

Sene 2000. Galatasaray UEFA Kupası’nı kazanmak üzere… Babamla beraber televizyonun önünde ayakta bekliyoruz, maçın bitmesine birkaç dakika kala televizyonu kapattık, koşarak arabaya indik. Gündüz arabanın kapılarına taktığımız bayraklarımızı da tutarak meydana vardık, doyasıya kutlama yaptık. Kupa artık bizimdi. Babam ertesi gün iki balkon arasına 3. kattan sarkan 3 tane bayrak astı. 1 tanesi yere kadar uzanıyor, dev gibi. Diğer ikisi onun yarısı kadar, kenarlarda duruyor. Rüzgar yırtıncaya kadar o bayrakları kaldırmadık. Aylarca durdu orada.

Sene 2013. Galatasaray-Juventus maçını statta izlemeye gidiyoruz. Drogba’yı, Sneijder’i, Melo’yu, Muslera’yı izleyeceğim diye içimde 13 yıl önceki UEFA Kupası heyecanına benzer bir heyecan duyuyorum. Sonra deli gibi kar yağmaya başlıyor, maç tatil oluyor. Stadı boşaltıyoruz, herkes bereleriyle sufleye benziyor.

Sene 2018. Fenerbahçe başkanını seçiyor. Üstelik 20. yılını doldurmuş ve 21. yılının içinde olan, 12 kez girdiği seçimden hep galip çıkmış Aziz Yıldırım, karşısında bu sefer çok güçlü bir adayla yarışıyor: Ali Koç. Bir Galatasaraylı olarak ben de ilk kez 18, ikinci kez 5 yıl önce duyduğum heyecanın benzerini bu sefer üçüncü kez duyuyorum.

Kendi aramızdaki sohbetlerde bir nevi Türk Bruce Wayne diye andığımız Ali Koç, bir Galatasaraylı olarak beni heyecanlandıran bir isim. Aday olacağına dair söylentiler çıkmaya başladığında bile kendi taraftarı dışında futbolla ilgilenen pek çok insanı da heyecanlandırmayı başardı.

Bu heyecanın sebebi belki de değişime duyulan özlem. Dile kolay, gönül verdiğiniz bir kulübü 20 yıldır aynı isim, kendi bildiği yollarla, artık pek bir vizyon kattığını gösteremeden, taraftarda karşılık bulamadan yönetmeye devam ediyor. Tribünlerde aleyhinize tezahüratlar yapılıyor, “artık yeter” mesajı her platformda karşınıza çıkıyor. Belki bu serzeniş ve değişim ihtiyacı daha önceki seçimlerde de ortadaydı ama bu ses ilk defa bu kadar güçlü duyuldu. Böyle duyulmasında Aziz Yıldırım gibi güçlü bir ismin karşısına çıkanın da Ali Koç olmasının etkisi çok ama çok büyük. 20 bin 736 geçerli oyun 16 bin 92’sini almak da çok büyük gösterge. Son seçimdeki zaferin sadece Fenerbahçe taraftarında karşılık bulmayıp ülke geneline yayılmasında, rakip ismin Ali Koç olmasının en önemli faktör olduğunu düşünüyorum.

Ali Koç’un nasıl biri olduğu, karakteri, koyacağı vizyon ve yapacakları, şüphe yok ki sadece Fenerbahçe’ye değil, Türk sporuna da katkı sağlayacak ve ülkemizi daha iyi yerlere getirecek. Sadece Fenerbahçe değil, tüm takımların bu vizyonu göz önüne alması ve ülkeye katkı sağlaması en büyük temennim.

Ali Koç’un seçilmesine sevindim çünkü Fenerbahçe’ye daha iyi hizmet edebileceğini düşünüyorum. Ali Koç’un daha iyi bir vizyon koyacağını, yenilikçi ve etkin hizmetlere imza atacağını umuyorum. Bu ismin Fenerbahçe antipatisini yıkacağına inanıyorum. Galatasaray ve Beşiktaş maçlarında diğer kulüp başkanları ile güle oynaya, yan yana maçı izleyeceklerini düşünüyorum ve özellikle istiyorum.

Klişe olacak ama şu anki durumu pekiştiren bir söylem olarak birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde Ali Koç seçilerek Türk futbolunu ortak paydada birleştiren bir isim olarak karşılık buluyor. Bu yüzden hepimiz bu kadar sevindik.

Bu sene özellikle Avrupa macerasında başta Galatasarayımız olmak üzere, Fenerbahçe’nin de tarihi başarılara imza atması, tüm başkanların kulüplerini en güzel yerlere getirmesi için gereken tüm çabayı göstermesi dileğiyle…

Kulübüne hoş geldin Ali Başkan.

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.