Efsane Müzikal Cats: #kedileristanbulda

Efendim, Kerem Bey‘le yaşadığımız bromance‘i bilen bilir. Bir sabah ajansa giderken gördüğümüz “Cats müzikali Ocak’ta geliyor” reklamları sonrasında kendisi bilet almış, bense almamayı tercih etmiştim. Kısmetmiş ki, Kerem Bey sponsorluğunda Cats müzikalini orijinal kadrosuyla Zorlu Center PSM’de izleme şansı buldum.

Cats’i muhakkak duymuşsunuzdur. T. S. Eliot’ın Old Possum’s Book of Practical Cats kitabı temel alınmış ve Andrew Lloyd Webber tarafından uyarlanmış bir müzikal. Aynı zamanda Broadway’de en uzun süre sergilenen müzikal kategorisinde de 2. sırada yer alıyor. İlk sırada Phantom of the Opera var.

Müzikal ilk kez 1981 yılında Londra’daki New Theatre London’da sergilenmiş. 1998 yılında da DVD versiyonu çıkmıştı. Müzikal 2 perdeden oluşuyor. Müzikleri Andrew Lloyd Webber Orkestrası’na ait.

Benim “kedili müzikal” şeklinde özetlediğim efsanenin hikayesi kaba hatlarıyla şöyle:

Jellicle Balosu için bir araya gelen kediler, yaşlı ve bilgin kedi Deuteronomy’yi eğlendirmek için kendi hikayelerini anlatırlar. Deuteronomy’nin seçeceği kedi Heaviside Layer’a giderek yeniden hayata gelecektir. Olaylar kedilerin hikayelerini anlatması ve etrafta olanların paylaşılmasıyla devam eder. Grizabella isimli kedi de bunlardan biridir.

Müzikalde beni en çok etkileyen şeyler makyaj, sahne ve kostüm tasarımları oldu. Cats için bunlara değinmeye gerek bile yok belki de.

En sempati duyduğum kedi de -izleyenlerin tahmin edeceğini düşünüyorum- Rum Tum Tugger oldu. Dişi kedilerin kendisine hasta olduğu, ukala bir kedi kendisi. Daha önceden DVD versiyonundaki performansını izlemiş ve şarkısını dinlemiş biri olarak, canlı performanstaki Oliver Savile çok güzel iş çıkardı. Neredeyse her sahnede kendini bir şekilde gösterdi ve sahnedeki kedileri beğenmemeye devam etti. Aşağıdaki videoda John Partridge oynuyor.

İlk perdenin sonunda Yaşlı Deuteronomy sahneden inmedi ve izleyicilere imza dağıttı. Yazının başındaki fotoğrafı da bu sırada çektim. İmza almak için sahne önünde sıraya girmeniz gerekiyor. Eğer imza almak gibi bir niyetiniz varsa ara verildiğinde görevlinin duyuru yapmasını bekleyebilirsiniz.

Açılışta kediler seyircilerin arasından sahneye geçti. Ara ara da sahneden seyircilerin arasına dönerek seyirciyle etkileşime geçti. Rum Tum Tugger sahneden inerek, hanımefendi bir seyirciyle dans etti mesela. Sıra başında oturmak daha keyifli hale gelebilir, haberiniz olsun.

Cats’i sıradan müzikal izleyicileri olarak kusursuz bulduğumuzu söyleyebilirim. Tüm etkinliği hayranlıkla izledik. Yer yer tüylerim diken diken oldu. Örneğin Macavity’nin olduğu sahnelerde ışık balkona yansıyor ve Macavity balkonda görünüp geçiyor. Aynı şekilde sahne tasarımı nefis. Çünkü John Napier’in imzası var. Sahnedeki araba plakası da NAP 16.

Tek eleştireceğim nokta üst yazıdaki çeviriler. Çeviri için güzel bir hava yakalanmış ama bazı yerler anlamsız çevrilmiş gibi geldi.

Canlı canlı izlemek istiyorsanız hazır İstanbul’a gelmişken Cats’i kaçırmayın derim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız.

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın