Pixar’ın Sıradışı Hikayesi: Creativity Inc.

Creativity Inc. son zamanlarda keyif alarak okuduğum kitaplardan biri oldu. Animasyon filmler yapma sevdalısı bilgisayar uzmanı Edwin Catmull’un deneyimlerinden hareketle yazılan kitap, Pixar’ın kuruluş öyküsünden başarılarına, kurum kültürünü nasıl koruduğundan başarısız olduğu durumlarda nasıl adımlar attığına ve Pixar’ın bugün nasıl “Pixar” olduğuna kadar pek çok konuyu barındırıyor ve yaratıcılığı teşvik için bazı ipuçları veriyor.

Hikaye Lucasfilm’le başlıyor

Pixar’ın tarihi 1979 yılında Lucasfilm’e bağlı bir bilgisayar birimi olarak çalışmaya başlamasına dayanıyor. 1986 yılında Steve Jobs’ın satın alması ile şirket Lucasfilm’den ayrılarak bugünkü şekliyle çalışmaya başlıyor.

Bugünkü 3D animasyonun temelleri o günden atılmaya başlıyor. Pixar bu alana yaptığı yatırımlarla ve geliştirdiği teknoloji ile işin altyapısını çözüyor.

Kitapta aslında çoğu basit ama uygulandığı zaman anlamlı şeylerle Pixar’ın kültürünün oluştuğunu görüyorsunuz. Ed Catmull, kitapta bir “yaratıcılık” tanımı yapmıyor. Çünkü bunu yaptığı zaman yaratıcılığı bir kalıba sokacağından ve bu kalıba bağlı kalınacağından çekiniyor.

Braintrust toplantıları: Yapıcı eleştirinin gücü

Uzun metrajlı film süreçlerinde en iyi işi çıkarmak için Braintrust toplantıları düzenleniyor. Burada katılımcılar projenin eksiklerine dair eleştirilerini ve geribildirimlerini iletiyor.

Bu sayede filmlerin eksikleri tamamlanıyor ve ortaya yapıcı eleştiri sonrası düzgün bir iş çıkıyor. Bu toplantılarda yapılan eleştirinin şahsen algılanmaması gerektiği vurgulanıyor. Önemli olan yapıcı eleştiride bulunmak.

“Araştırma Gezileri” ve gerçekçilik kaygısı

Bir filmde çalışacak ekip, o filmdeki konuyla ilgili eğitim alıyor ve araştırma yapıyor. Buna da Araştırma Gezileri deniyor. Örneğin Brave filmi için, ekip ok atma eğitimi alıyor. Finding Nemo için ekiptekiler dalış sertifikası sahibi oluyor. Monsters University filmi için isim yapmış okullara günlük geziler düzenleniyor. Bunun için yurtların ve öğretmenlerin odaları, laboratuvarlar geziliyor, kampüste çimlerin üstünde takılınıyor, öğrencilerin yediği yerlerden pizza yeniyor. Ratatouille için Michelin yıldızı almış restoranlar geziliyor ve işin incelikleri öğreniliyor. Kitabın sonundaki fotoğraflarda da görebileceğiniz gibi, Up filmindeki kuş Kevin’ın hareketlerini daha iyi yapabilmek için deve kuşu inceleniyor ve animasyon buna göre yapılıyor.

Çalışanlardan çözüm önerileri: Notes Day

Problemler artmaya başlayınca yönetim çözüm arayışlarına giriyor. Bunun için de Mart 2013’te yönetim 1.000 çalışanı topluyor ve çalışanların işle ilgili sıkıntılarını, eleştirilerini yazmasını istiyor. John Lasseter, kendisi için 2 buçuk sayfa uzunluğunda bir problem ve eleştiri listesi alıyor. Bu problemler arasında çok sıkışık zaman planları ve bir toplantıdan diğerine duygularını taşıması gibi şeyler yer alıyor. John, “bu iki buçuk sayfalık listeyi okumak gerçekten çok zordu ama benim için bunları duymak çok değerli. Bu yüzden şimdiden bu sorunları düzeltmeye başlıyorum.” diye karşılık veriyor. John’un bu tepkisi çalışanlarda güven duygusunu pekiştiriyor.

Notes Day sonrası verimlilik epey artıyor. Çünkü çalışanlar, sorunlarının çözülmesi için adım atıldığını gördükçe problemler azalmaya başlıyor. Notes Day, aynı fikirde olmamanın ve anlaşamamanın da iyi bir şey olduğunu gösteriyor.

Steve Jobs’ın Pixar’a etkisi

Steve Jobs’ın Pixar’a yaptığı katkıların da önemi ortaya çıkıyor. George Lucas’tan satın almayla başlayan hikaye, Pixar’ın halka arzı ve sonrasında Disney’e satışına kadar sürüyor. Burada Pixar, kültürünün yok olacağından, iş kalitesinin düşeceğinden endişe ediyor. Ama tüm bu endişelerin giderileceği konusunda Steve Jobs teminat veriyor ve satış da korktukları gibi gerçekleşmiyor.

Disney satışı sırasında fark edilen bir şey var: Pixar’ın yönetim kademesi, şirketle hiç sözleşme imzalamamış. Normalde çalışan-işveren sözleşmesinin yapıldığını biliyoruz. Ama Ed Catmull’a göre sözleşmeler çok mantıksız ve gereksiz. Çünkü ona göre birisi Pixar’da çalışmak istediği için çalışır, bunu aksi şekilde bir imzaya bağlamak çok anlamsız. Bir kağıt parçasına bağlı bir durum olsun istemiyor. Bu yüzden sözleşme yapılması da gündemden kalkıyor.

Disney’deki çalışan masaları

Disney’in Pixar satın alması sonrasında Ed, Disney’i ziyarete gidiyor. Ofiste gezdikçe fark ediyor ki; çalışanların masalarının üstü tertemiz ve bomboş. Bütün gününü burada geçiren bu çalışanlar, neden kişisel bir alan oluşturmamışlar diye düşünüyor ve masaların bu kadar düz ve temiz olmasına çok şaşırıyor. Disney’dekilere çalışanlarının iş yerlerini neden özelleştirmediklerini sorduğunda ise “herkesin kendine ait eşyası vardı ama ortalık dağınık görünmesin diye hepsini kaldırttık” cevabını alıyor.

“Bizim Bildiğimiz Steve”

Kitabın son kısmında fotoğraflar var. Baktığınızda duygulandıran, tüylerinizi diken diken edebilecek fotoğraflar… Fotoğraflardan önce de Steve Jobs’a özel bir bölüm. Bu bölümde Ed, “Bizim Bildiğimiz Steve” diye, uzun süre beraber çalıştığı ve birlikte pek çok şey yaşadığı Steve’i anlatıyor. Ölmeden birkaç hafta önce yaptığı veda konuşmasından, daha lansmanından önce Ed ve John’a gösterdiği ilk iPhone’u, Apple ziyaretlerini anlatıyor.

John Lasseter’la bir gün

Kitabı okuduktan sonra bir de aşağıdaki belgeseli izledim. John Lasseter’ın Pixar’da bir gününün nasıl geçtiğini, çalışanlarla nasıl ilişkiler kurduğunu ve işe yaklaşımını siz de aşağıdan izleyebilirsiniz. Dikkatimi çeken John’un her gördüğüne evvela sarılması oldu. Üst yönetimden alttaki çalışana kadar anlamsız hiyerarşinin olmadığı bir ortam var Pixar’da. Bu çok hoşuma gitti. Zaten kitapta da bunun altını dolduran deneyimler yer alıyor.

Siz kitabı okudunuz mu ya da okumayı düşünüyor musunuz? Deneyimlerinizi ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Yeni Yazılar E-mailinize Gelsin Mi?

Bloga yeni yazı yazdığımda e-mail yoluyla haberdar olmak isterseniz, lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi girin. Spam yapmayacağıma söz veriyorum.  

1 Yorum

  • Son zamanlarda ‘ast-üst’ ilişkilerinden sıkıntı basmış biri olarak birkaç yazımda bu durumu pöykürmüşlüğüm var. Üstüne Pixar’la ilgili bu yazını okuyunca yanlış beklenti içinde olmadığımı, aslında Pixar modelinin ‘gerçek’ olduğunu gördüm. Pixar animasyonlarına her zaman hayranlık duyarım; bunun yanında çalışma prensiplerini de alkışlamamak elde değil. Paylaşım için teşekkürler; video da gıpta edilesi ;(

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın