Dünyadan Ali’ye Yeni Birkaç Gelişme Daha

Çok değil, Ağustos ayında hayatımda son dönemlerde olan bitenleri toparladığım bir yazı yazmıştım. Ajans yolculuğundan Facebook HQ ziyaretine, Foursquare Türkiye’ye girişimden Marketoloji’ye geçmeme kadar bazı konularda bilgiler vermiştim. Ağustos ayından bu yana hayatımda ve kariyerimde yine ufak tefek bazı gelişmeler oldu. Bunları da yine birinci ağızdan duyurmak istedim.

Visa Paramı Yönetebiliyorum Sosyal Medya Eğitimi

Visa’nın gençlere yönelik finansal okur-yazarlık projesi Paramı Yönetebiliyorum‘un bir eğitimine Meltem ve Duygu ile konuşmacı olarak katıldık. Eğitimde sosyal medyayı ve proje kapsamında sosyal medyada yapılacakları katılımcılarla paylaştık. Projenin web sitesini Pixelplus yapmıştı ve biz de Likeable Istanbul olarak sosyal medya hesaplarını yönetmeye başlıyoruz.

Likeable olarak Paramı Yönetebiliyorum eğitimindeydik.
Likeable olarak Paramı Yönetebiliyorum projesi kapsamında gençlere sosyal medya anlattık.

Seda Sayan Ziyareti

Detayına çok giremeyeceğim ama değinmeden de geçemedim. Seda Sayan’ı stüdyoda, kamera arkasından izlemeye gittik. Canlı yayın sırasında neler yaptıklarını, nasıl bir ortam olduğunu izledik ve yapım ekibine bazı konularda danışmanlık verdik. Stüdyo ziyaretinden 2 gün sonra geçirdiğim rahatsızlıktan dolayı Seda Sayan’ı 2 gün evden izledim, o ayrı.

Seda Sayan

Bilgi Üniversitesi E-Ticaret Akademi Semineri

Bu yıl ikincisi düzenlenen E-Ticaret Akademi‘de Likeable Istanbul adına sosyal medyada pazarlama anlattım. Katılımcı profiline de bağlı olarak girişimciler özelinde sosyal medyanın e-ticaret siteleri için nasıl daha etkili kullanılabileceği, sosyal medyadan güncel rakamlar, sosyal medya pazarlamasında sorulacak sorular gibi konulara değindik. Ajanstan Tulu ve Osman da beni yalnız bırakmadı. Tulu fotoğraf çekip sunum sonrasında bana eşlik ederek topluluk yönetimi ile ilgili soruları cevapladı. Yaptığım sunumu SlideShare’a yükledim. Sadece yazmak değil konuşmacı olarak bir şeyler aktarmaya çalışmak da benim için her zaman çok keyifli.

#eakademi Semineri
“Sosyal medya şöyledir, sosyal medya böyledir.”

Kasımda Yoğunluk Başkadır

Blog yazmayı çok sevdiğimi bilirsiniz. Uzun süre yazmadığımda hayatımda eksik bir şeyler var gibi hissetmişimdir. Fakat şu 4 haftadan bu yana mesai saatlerinde o kadar yoğun çalışmışız ki, yazmayı biriktirdiğim konulara hiç eğilememişim. Sadece birkaç yazı yazabilmişim. Bunun nedeni de yıl sonu yoğunlaşan işler ve konkur telaşı. Mevcut markaların yeni yıl stratejileri, potansiyel markalarla konkur hazırlıkları derken o yoğunluğu da birazcık azalttık. Ekip olarak çok da güzel bir hazırlık dönemi geçirdik ve geçirmeye devam ediyoruz. O yoğunlukta kahve yapan, çayı kupalarımızdan eksik etmeyen, üstüne bir de meyveler getiren arkadaşlara ayrı ayrı teşekkür ederiz. Bu dönemki yoğunluğun altından başarıyla kalkan ekibimize Haribo ısmarlama zamanı gelmiş de geçiyor. Ajans içinde Kerem’in başlattığı böyle bir ritüelimiz var, belki bir gün size de denk gelir.

5 hafta süren yoğunluk sonrası ajansta daha sakin bir tempoya girdik.
5 hafta süren yoğunluk sonrası ajansta daha sakin bir tempoya girdik. Masaüstüm yıllardır tertemiz.

ilef Söyleşisi ve Reklam Atölyesi Ziyareti

Ali ve Kerem ilef SöyleşisindeBildiğiniz gibi ilef‘ten, Frankfurt Okulu’nun arka bahçesinden mezunuz. Lisans öğrenimimiz boyunca Reklam Atölyesi’nde Sobacı Hoca gözetiminde reklamcılık oynadık. Pek çok ilefli gibi düşüncemiz mezun olup İstanbul’a yerleşmekti. Öyle de oldu. “Sektörel simülatör” olarak andığımız atölyeye bu sefer öğrenci olarak değil, mezun reklamcılar olarak gittik. Salonda yaptığımız konuşmada sosyal medyada pazarlamadan İstanbul’a taşınacaklara tavsiyelere, kendi taşınma hikayemizden ajans ortamlarına kadar pek çok konudan bahsettik. Söyleşi bitince muhabbete atölyede devam ettik. Özlemişiz. İyi geldi. Atölye değişmiş, güzelleşmiş. Artık telefonlar çekiyor, bizim zamanımızdaki gibi pencere önünde sıralanmış 40 telefon göremedik.

Reklam Atölyesi ziyareti
Küçük Prens aşığı Sobacı Hocamızı Reklam Atölyesi’nde sakalından öpmeden hemen önce, atölyenin sembollerinden beyzbol sopası ile poz verdik.

Ve Başka Güzel Şeyler…

Bir şeyler yolunda gidiyorsa o şeylerden daha çok yapmak istersin. Yaptıkça mutlu eder seni. Üstelik bir şeyi yapmayı yeni öğrenmişsen, kendi çabanla bir yerlere getirebilmişsen, onun hazzı tarif edilemez bir güzelliğe bürünüyor. Profesyonel hayatta olduğu kadar özel hayatta da böyle bu. Hep profesyonel hayatı anlattım ama özel hayatımda da çok acayip şeyler olmaya devam ediyor. İnsan isterse cidden büyük şeyler başarabiliyor. Çok önemli isimlerle arkadaş olmak, bu isimlerle aynı masaya oturmak hatta bu önemli isimlerden biri haline geldiğini görmek ve yine de şımarmamak… Galiba bütün mesele bu.

Önceki yazıda ismini atladığım, teşekkür etmeyi unuttuğum isimler vardı. Bu yazıda da yine mutlaka eksiklerim olacaktır ama önce birlikte bugünlere pek güzel geldiğimiz ekip arkadaşlarım Eser, Duygu, Osman, Kubilay, Süzet, Volkan, İsmail, Gözde, Kerem, Tulu, Meltem ve Damla’ya; sonra her türlü şımarıklığıma her zaman güler yüzle karşılık veren Giray Bey, Can Bey, Semin Hanım ve Anıl Bey’e teşekkür etmek isterim.

Bugünlere gelmemizde büyük emeği olan Sobacı Hocam’a da teşekkürler. Okuldaki söyleşimiz için koşturan Özde de iyi ki var.

Yukarıda yazanları gerçekleştirmemizi sağlayan arkadaşlarıma ve kurumlara da teşekkür etmemek olmaz.

Halen yolun çok başındayım, yapacak daha çok iş var…

“We’re not done yet, far from it.”

6 Yorum

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın

Çok değil, Ağustos ayında hayatımda son dönemlerde olan bitenleri toparladığım bir yazı yazmıştım. Ajans yolculuğundan Facebook HQ ziyaretine, Foursquare Türkiye’ye girişimden Marketoloji’ye geçmeme kadar...
" />