Makineler Bize Bir Şeyler Anlatmaya Çalışıyor

Dünya, makinelerin eline geçecek ve tüm insanlığı esir alacaktı. Makinelerin emrinde çalışan insanlar da bu düzeye ayak uyduracak ve esir olarak ölecekti. Henüz robotların kontrolü ele geçirdiği yok ama farkında olmadığımız bir konu var. Makineler bir süredir bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Nasıl mı?

İnternetin yaygınlaşması ile birlikte makinelere olan bağlılığımız arttı. Bu makine evimizdeki akıllı bir televizyon da olabilir, elimizden düşmeyen akıllı bir telefon da. Artık cihazlarımız akıllı. İnsanın aklı bu cihazların gerisinde kalabiliyor.

Bizden akıllı cihazlarımız var

Akıllı cihazların vazgeçilmezleri uygulamalar. “Bunun uygulaması var!” (There’s an app for that!) alışkanlığı ile yaptığımız sporda ne kadar kalori yaktığımızdan, uyku düzenimizi belirleyen veya sekste ne kadar iyi olduğumuzun tespitinden, adet döneminin geldiğini söyleyen uygulamalara kadar her şey elimizin altında.

Her şeye erişimin bu kadar kolay olduğu günümüzde daha akıllı insanlar mı oluyoruz, yoksa bu alışkanlıklar bizi tembelliğe mi itiyor? Tıpkı WALLL·E‘deki insanların yaşadığı bir döneme doğru mu geçiyoruz?

“Tembellik” öyle bir noktaya geldi ki, arama motorlarına bile arama sorgusu yazmaya üşeniyoruz. Çok şükür ki otomatik tamamlama/önerme var.

Hatırlayın, Google’ın “Bunu mu demek istemiştiniz?” (Did you mean xxx?) özelliği, insanların arama sorgularını yanlış girmesi sonucu ortaya çıkmıştı.

“Sen bunu seversin bak” diyen uygulamalar

Ne dinleyeceğiz diye düşünürken, sosyal profilimiz sayesinde, müzik dinlediğimiz uygulama bizi bizden iyi tanıdığı için “şu grubu seversin sen, al bak bu albümünü dinle” diyor. Evet, gerçekten o albümü çok seviyoruz.

Tavsiye motorları konusu yeni bir konu değil. Uzun zamandır üzerine çalışma yapılan bir alan. Bugünlerde bu kadar popüler olmasının nedeni, sosyal medya evrenine sağladığımız kişisel verilerin bu kadar çok olması. Sevdiğimiz filmlerden, gittiğimiz yerlere kadar her şeyimiz tavsiye motorlarına bir fikir veriyor. Bu sayede karşımızda bizi tanıyan ve tanıdığı için ilginç bir şekilde sıcaklık ve yakınlık hissettiğimiz kod yığınları oluyor. Bunun adı algoritma. Bende böyle çıkan, sende şöyle çıkıyor. Çünkü seni, benim seni tanıdığımdan daha iyi tanıyor. Biliyor.

Bunu mu satın almak istemiştiniz?

Öte yandan Amazon biz daha sipariş vermeden, siparişimizi kendi kendine hazırlayan ve ulaşım süresini kısaltmayı planlayan bir yapı üzerinde çalışıyor. Hatta siparişimizi droidler yardımıyla teslim etmeyi planlıyor. Ürkütücü değil mi?

Sosyal ticaret konusu da buna benziyor: Ali Erkurt, Mart doğumlu, Balık burcu, Galatasaray taraftarı, Iron Man seviyor, çizgi roman okuyor, blog yazarı, İstanbul’da yaşıyor, şu arkadaşları bunları almış, daha önce şu sayfaları gezmiş, demek ki şunu satın alacak. Aa, bu ne güzelmiş. Oha bu da çok iyiymiş. (SEPETE EKLEDİ)

Bedava bunlar bedava

Eskiden olsa bir müziğe ya da kitaba erişim çok zorken ve aradığımız ürün hiçbir yerde bulunamazken, günümüzde tek tıkla .epub uzantılı kitaplara erişmek, .pdf dokümanlarda kaybolmak ve bunlara bedava (hem de hiç para vermeden) sahip olmak mümkün. Binlerce kitap doldurduğumuz dijital kütüphanelerimize ne kadar ilgi gösteriyoruz? 3 saniyede indirdiğimiz kitabı kaç yıl sonra açıp okuyoruz? Kontrolsüz biriktirmenin kişiye faydası var mı?

“Bununla bir şey yaparım” kafasından dijitalde de kurtulamıyor oluşumuzdur beni düşündüren.

Özeleştiri yapacak olursak…

Kendi adıma söylemek istediğim şudur: Okumayı çok istediğim bir kitabın e-kitap versiyonunu alıyorsam, yanında mutlaka birkaç tane daha “nasılsa okumak istiyordum” dediğim kitap da indiriyorum. Buradaki sıkıntı, kontrolsüz biriktirmek ve dijitalde bile tozlanmasını sağlayacak kadar ilgi göstermemek.

“Hayat kısa, kuşlar uçuyor” demiş Cemal Süreya. Her bilgiye ulaşma ve her şeyi bilme hastalığından korunmak gerek. Çünkü arkadaşım, kabullen ya da kabullenme, er geç öleceğiz.

Nihayetinde vademiz dolacak, dünya e-kitabı dünyada kalacak…

Hayır arkadaşım, akıllı telefonunla gömemeyiz seni.

5 Yorum

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın