New York’ta Nasıl İş Buldum?

New York’a taşındıktan sonraki iş arama sürecimi, iş ararken nelere dikkat ettiğimi ve reklamcılığın merkezi Madison Avenue’da iş bulma hikayemi anlattım. Amerika’da iş bulmadan önce iş aramanın da farklı bir sistemi var. Bunu deneyimledikçe görüyorsunuz. Taşınma tarihimiz belli olunca ben aslında ufak ufak iş ilanlarına bakmaya ve başvuru yapmaya başlamıştım. Bunun için Glassdoor ve Indeed gibi sitelerden faydalandım. Oralarda kendime birer profil oluşturdum.

Mevcut CV’mi düzenledim ve normalde 1-2 sayfada tutmam gereken özgeçmişim epey detaylandırınca 5 sayfaya ulaştı. Bunun da makul olmayacağını biliyordum ama mümkün olduğunca deneyimim ve profesyonel arka planımla ilgili bilgi koymak istedim. Ne de olsa yeni bir ülke, yeni bir ortamdı benim için.

Tabii Türkiye’deyken başvuru yapmanın pek çok dezavantajı var. CV’de o dönem halen çalıştığım yere devam etmemin yer alması, New York adresinin belli olmaması gibi karşı tarafta soru işareti oluşturabilecek noktalar vardı. Ben yine de başvurmaya devam ettim çünkü hemen o an iş bulamayacağımı biliyordum. İstediğiniz kadar deneyiminiz olsun, Amerika’da ise girme süreci o kadar hızlı olmuyor. Aynı zamanda o 5 sayfalık özgeçmişimle önce makinenin onayından geçmem gerekiyor. Evet, Amerika’da ilana başvuru yaptığınızda önce makine tüm başvuruları bir ön elemeden geçiriyor. Bu makine başvurduğunuz pozisyonla ilgili anahtar kelimelere, deneyiminize, özgeçmişinizin formatına bakıyor. Ondan sonra sisteme düşüyorsunuz ve uygun bir aday adayı iseniz gerçek bir insan size ulaşıyor.

Aynı zamanda bu özgeçmişleri daha iyi hale getirme hizmeti veren şirketler de var. Size diyorlar ki; “özgeçmişini bizimle paylaş, biz inceleyelim ve neyi eksik, neyi fazla görüp sana dönelim, sen de ona göre başvurulardan daha iyi sonuçlar al”. İşte Glassdoor’a üye olduktan sonra bu hizmeti veren bir şirketten mesaj aldım ve 1 sefere mahsus özgeçmişimi ücretsiz inceleyeceklerini söylediler. Ben de yolladım ve gelen dönüşe göre kendi kendime hazırladığım özgeçmişimin o kadar da kötü olmadığını ama iyileştirebileceğim noktaların da olduğunu gördüm. O değerlendirmeye ve başvurduğum diğer pozisyonlara göre özgeçmişimi güncelledim ve daha fazla ilk görüşme dönüşü almaya başladım.

Bu arada Amerika’ya geldiğimizin ikinci günü LinkedIn üzerinden yaptığım başvuruya ertesi gün dönüş geldi ve beni mümkünse yüz yüze görüşmeye çağırdılar. Ben de heyecanla kabul ettim ve buraya yerleşmemizin 3. gününde yüz yüze görüşmeye gittim. Yoldayken fark ettim ki benim ajans diye başvurduğum yer aslında head hunter denen ve aracı kurum olan bir İK şirketi imiş. Bizim ülkemizde de var ama burada sektör geniş olduğu için iş neredeyse tamamen bu şirketler üzerinden ilerliyor.

Gittim, konuştuk ve görüşme güzel geçti. Sonraki aşama için haber beklemem söylendi ve oradan ayrıldım. Ben sanıyorum ki ertesi gün haber gelecek. O da öyle değilmiş. Sonraki aşama için en az bir 10 gün geçmesi gerekiyor. Bu arada böyle görüşmeler yaptıktan sonra görüştüğünüz kişiye -yüz yüze ya da telefonla olsun fark etmez- hemen bir takip mesajı atmayı unutmayın. “Selam X, bugünkü görüşme için çok teşekkür ederim. Sonraki aşama için haber bekliyorum” gibi bir mesaj atmanız burada adet ve attığınız zaman olumlu bir havası var. Çok küçük bir şey gibi gelebilir ama atmamak kabalık kabul ediliyor ve hakkınızda olumsuz izlenim bile bırakıyor.

Ben tabii o arada başka başvurular yapmaya devam ediyorum. Bu arada özgeçmişimi artık buraya geldiğim için mümkün olduğunca kısaltmak istedim ve 2 sayfaya indirebildim. Başvurularda detay kısmına göre uzunu ya da kısayı yüklemeye devam ettim.

Peki bu bekleme sürelerinde ne yaptım? Malum iki kişi geldik ve yeni bir hayata başlıyoruz. Ev tutmamız, eşya almamız gibi Maslow’un fizyolojik ihtiyaçlar listesinde daha önemli işlerimiz var iş bulmaya ek olarak. Sağ olsun kuzenim Erkan ve eşi Burcu bu konuda bize çok büyük destek oldu. Çünkü ilk geldiğinizde kredi skorunuz vs. olmadan istediğiniz evi tutma şansınız yok. Sistem buna izin vermiyor ve Amerikalı da “Abi işte yeni geldik, bak pırıl pırıl insanlarız” gibi şeyleri bizdeki kadar anlayışla karşılamıyor. O sebeple burada bir tanıdık olması yerleşme aşamasında çok faydalı oluyor. Aynı zamanda iş aradığım sırada yine kuzenim Erkan’ın kendi işi olan Alba Kitchen’ın dijital pazarlama ve sosyal medya işlerine bakma ve kendi işimi yapma fırsatım oldu. Bir yandan orada çalışıyor, bir yandan da oraya gelen Alba müşterilerinden kendime yeni müşteriler bulma şansım oluyordu. O sayede 3-4 tane müşterim oldu. Hem gelirim arttı, hem de burada ufak ufak Amerika deneyimi elde etme şansı buldum. Bu arada bazı günler günde telefonla 3 görüşme yapmaya başladım.

İK şirketlerinin iş bulmadaki rolünden bahsetmiştim. Mesela bir ajansta kreatif stratejist pozisyonuna ajansın web sitesi üzerinden başvuru yaptım ve 3-4 hafta dönüş gelmeden o öyle kaldı. Sonra Glassdoor, LinkedIn ve Indeed’deki ilanlarda yine kreatif stratejist pozisyonlarına başvurmaya devam ediyordum. Başvurduğum pozisyonlardan biri bir ajans için yine İK şirketi altında idi ve oradan görüşme için dönüş aldım. Telefonla ön görüşme yaptık. Deneyimim ve pozisyonla ilgili bazı sorular sordu ve telefonu kapattık. Görüşme olumlu geçti bana e-mail ile artık resmi olarak o pozisyon için sürecin başladığı bildirildi. İlk başvururken ajansın adını bilmeden başvuruyorsunuz. Gelen mailde gördüm ki benim 3-4 hafta başvurduğum ajanstaki pozisyon o imiş. Ajanstan dönüş gelmedi ve İK şirketi ile ilerlemeye başladık. Sonraki aşama için ajansın ortaklarından biri ile görüştüm. Görüşme çok güzel geçti. Hatta bana daha önce çalıştığım markalardan birinin şu an onların müşterisi olduğu ve eğer orada başlarsam yine o marka ile çalışacağım söylendi. Bu aşama da bitti ve görüşme sonrası İK şirketindeki yetkiliye geribildirim verdim. Sonraki aşama için haber beklememi söyledi. Ben de beklemeye başladım. Tabii bu arada yine 10 gün falan geçti. Sonraki aşama için strateji direktörü ile görüşeceğimin haberi geldi. Bu sefer de brife nasıl yaklaştığım, sunumları nasıl hazırladığımla ilgili konuştuk. Yine güzel geçti ve tekrar geribildirim verdim. Bu da aslında 3. aşama olmuş oluyor. Sonraki aşama için yine 8-10 gün bekledim ve 4. aşamanın artık yüz yüze olacağı ve portfolyo sunumu ya da örnek bir iş sunmam istendi. Ona da gittim ve direktöre yüz yüze sunum yaptım. O da çok güzel geçti. Son ve 5. aşama artık ajans başkanı ile tanışma. Muhtemelen benim gibi 2 ya da 3 kişi var son aşamaya kalan. Ben de geribildirim istedim ve bana favori aday olduğum, ajans başkanı ile görüşmeme göre çok yüksek ihtimal benim seçileceğim söylendi. Mutlu ve umutlu şekilde beklemeye başladım. Rahat bir 15 gün falan geçti. O arada ben tabii soruyorum ama bir türlü son aşamaya gelemiyoruz. En son artık İK’daki yetkili de daralmış olacak ki “ben bu işi bugün çözüyorum, sana kesin tarih için haber veriyorum” dedi. 2 saat sonra telefon geldi. Görüştüğüm direktör istifa etmiş ve ikinci aşamada görüştüğüm ortak da doğum iznine ayrılmış. Dolayısıyla pozisyonu askıya almışlar. Sinirlendim ve bu kadar zaman geçmesine üzüldüm. Vardır bir hayır dedik…

O arada tabii ben başka yerlerle görüşmeye devam ediyorum. Görüştüğüm yerler arasında JP Morgan, Berlin Rosen, Fluid, Likeable Media, EP + Co, Prosek, Juice gibi yerler var. Hepsi de klasik “özgeçmişinden çok etkilendik, şöyle süper böyle iyi” diyor, görüşmeler iyi geçiyor gerçekten ama benim gibi kim bilir kaç kişi ile görüştükleri için doğal olarak bir sebepten eleniyoruz.

Burayla ilerlerken bir gün LinkedIn’den bir mesaj aldım. “Bizim ajansta kreatif stratejist arayışı var, ilgilenirsen bana özgeçmişini gönder” yazıyordu. Mesajı gönderen talent acquisition ekibinden yani ajans bünyesindeki yetenek avcısı. Baktım, güzel görünüyor, özgeçmişi gönderdim. Daha sonra telefon görüşmesi için yazıştık. Ertesi gün telefonda görüştük, güzel geçti ve sonraki aşama için bugün ya da Pazartesi sana haber edeceğim dedi. Pazartesi günü mesaj geldi ve 2. aşama için kreatif direktörle görüşeceğim söylendi. Ertesi güne sözleştik ve kreatif direktörle görüştüm. O da güzel geçti ve benden portolfyomu göndermemi istedi. Ona göre yüz yüze görüşmeye çağıracağını iletti. Portfolyomu yolladım ve perşembe günü için yüz yüze görüşmeye çağrıldım. Gelen adrese baktım ve ajansın 2008’de çatkapı reklam efsanesi Lee Clow’u görmek üzere ziyaret ettiğim TBWA ile aynı binada ve yine Omnicom grup altında olduğunu gördüm. Adres 488 Madison Avenue. Bilmeyenler için Madison Avenue reklam ajansları ve ile ünlü bir caddedir. Mad Men’deki “Mad”, Madison’dan gelir. Hayalim Madison Avenue’da reklamcılık yapmaktı ve tüm işaretler çok güzel şekilde ilerliyordu.

Yüz yüze görüşmeye gittim ve kreatif direktörle çok güzel bir görüşmemiz oldu. İşin kötüsü tatile çıkacaktı ve 3 hafta beklememi söyledi. Bu arada kreatif direktörle yüz yüze görüşmem, daha önce yüz yüze görüşmeye gittiğim ajanstan 1 gün sonra oluyor. “Ben sana kesin haber vereceğim, sen bekle” deyince peki dedim ve yine bir yerlerle görüşmeye devam ettim. Başka yerlerle görüşürken süre geçti ve gerçekten 3 hafta sonra haber geldi, “gel Pazartesi başla” dedi. O anki hissiyatımı kelimelerle tarif etmem çok zor. İnanılmaz bir rahatlık geldi ve üstümden dev bir yük kalktı. Artık Madison Avenue’da bir ajansta başlayacaktım.

Ajansa gittiğimde de çok güzel bir notla karşılaştım. Ekiple de iyi anlaştık.

Sonuç olarak geçmiş deneyim çok önemli ama başka ülkeye geldiğinizde o ülkenin deneyimi de çok önemli. Bende henüz bu doğal olarak henüz oluşmamıştı ama başta söylediğim ek işlerden güzel sonuçlar çıkardıkça bunları da özgeçmişime ekledim ve başvurularımı bu şekilde yaparak burada da 1-2 ay da olsa deneyim kazandığımı gösterme fırsatı buldum. Özgeçmişte yaptığım değişikliklerin de fark edilmemde katkısı oldu.

Hikaye böyle. Halen 10 sene önce ziyaret ettiğim binada, bir reklam ajansında çalışmaya devam ediyorum. Amerika’da yaşam serisine bu hikaye ile start vermiş oldum. Önümüzde yeni hikayeler biriktirmek için daha çok zaman var. Biriktikçe sizinle paylaşmaya devam edeceğim.

Yeni Yazılar E-mailinize Gelsin Mi?

Bloga yeni yazı yazdığımda e-mail yoluyla haberdar olmak isterseniz, lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi girin. Spam yapmayacağıma söz veriyorum.  

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.