Facebook’un Odağı: Önce İnsan

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Facebook, misyonunu gerçekleştirme konusunda bir konuyu çok doğru yapıyor: Merkezine insanı koymak. Peki bunu nasıl başarıyor?

Facebook’un misyonu dünyayı daha açık ve bağlantılı hale getirmek (making the world more open and connected). Yani herkesi internete, dolayısıyla birbirine bağlamak. Bugün itibariyle Facebook’a kayıtlı aktif kullanıcı sayısı 1.23 milyar.

Bu arada yeri gelmişken, okumadıysanız The Facebook Effect kitabını muhakkak okuyun. Orada da Facebook’un kuruluş hikayesini bizzat Mark’tan ve etrafındakilerden dinleme şansı buluyorsunuz. İzlemediyseniz de The Social Network filmini izleyin.

Facebook’un ana sayfası aslında bize bu misyonun ipuçlarını veriyor.

Sol kısımda yer alan slogan doğrudan kullanıcıyı hedefliyor: “Facebook tanıdıklarınla iletişim kurmanı ve hayatında olup bitenleri paylaşmanı sağlar.”

Sağ tarafta Facebook paralı olacak dedikodularına son veriyor: “Ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır.”

Ana sayfada markalara dair tek ibare sadece alt kısımda yer alan “Ünlü biri, müzik grubu veya şirket için Sayfa oluştur.” linki.

Facebook dünyasına adım atmak, hesabınızla giriş yaptığınızda başlıyor. Gerçek kimliğinizle.

Bu girişle beraber size özel News Feed (Haber Kaynağı) çıkıyor. Arkadaşlarınız, ilgilendiğiniz içerikler, beğendiğiniz ve takip ettiğiniz markalar…

Merkezinde insan olduğu için markalardan çok tanıdıklarınızı görüyorsunuz.

Son olarak Timeline‘ı (Zaman Tüneli) analım. 2011’de düzenlenen f8‘de hayatımıza Timeline girdi. Timeline ile hayatımızdaki önemli anları (doğumdan evliliğe, çocukluk fotoğraflarımızdan önemli başka anlara kadar) Facebook’a aktarmaya başladık. Böylece hayatımızı Facebook’a ve tanıdıklarımıza açtık.

Facebook, merkezinde insanı tutarak misyonunu gerçekleştirme konusunda emin adımlarla ilerliyor. Öyle olduğunu biliyorduk ama yukarıda anlattığım ana sayfa stratejisine de bu yazıda özellikle değinmek istedim.

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın