İnsanoğlunun Varlığını Sorgulayan Kitap: Sapiens

Yuval Noah Harari’nin zihin açan ve insanı düşünceden düşünceye sürükleyen eseri Sapiens: İnsanoğlunun Kısa Tarihi’ni birkaç ay önce bitirdim ve epey etkisinde kaldım. Kitapla ilgili düşüncelerimi ve izlenimlerimi aktarmak bugüne kısmet oldu. Böyle anlaşılır ve güzel bir esere başladığım anda her satırının altını çizmek ve tekrar tekrar okumak istedim. Kitap sadece Sapiens türünü incelemekle kalmıyor, günümüzden örneklerle ekonomik, sosyolojik ve politik inançlarımızı örnekleyerek sorgulamamıza da fırsat veriyor.

Kitabın anlaşılır ve derli toplu olması Harari’nin de isteğiymiş. Ders verdiği zamanda bu alanda okunabilecek ve anlaşılabilecek pek fazla kaynak olmadığını söylüyor ve ders notlarından bir derleme ile Sapiens’i kaleme alıyor. Bu amacını çok net şekilde ortaya koyduğuna şüphe yok.

Harari’ye göre “Sapiens” türü olan bizler, dünyayı yönetebilen tek hayvan türüyüz. Bunu yaparken de tanrı, para ve insan hakları gibi kendi inandığımız şeylere göre dünyayı yönettiğimizi söylüyor.

“Tarih insanların tanrıları icat etmesi ile başladı ve insanlar tanrı olduğunda sona erecek.” – Yuval Noah Harari

Bu kışkırtıcı fikirden hareketle, Sapiens türünün tarihini yepyeni bir perspektiften ele alıyor. Para gibi herkesin en güvenilen kaynağı olan bir “şey”den yola çıkıyor ve kapitalizmin bugüne kadarki en başarılı din olduğunu söylüyor. Uzak atalarımızdan çok daha güçlü olmamıza rağmen, onlara göre daha mutsuz olduğumuzu da ekliyor. Kitap tarihi bir zaman çizelgesi ile başlıyor. Ben kitabı İngilizce baskısından okudum ve kitapçıları gezerken Kolektif’in yaptığı Türkçe baskıda bu zaman çizelgesinin olmadığını gördüm. Zaman çizelgesinde ilk insan türünün kaç yıl önce ortaya çıktığı, İslam’ın gelişi, Sapiens’in ortaya çıkışı gibi pek çok önemli dönemi listelemiş Harari.

Kitapta altını çizdiğim tonla yer var ve bunların önemli olanlarını aktarmaya çalışacağım:

  • İnsanlar ilk olarak Doğu Afrika’da 2,5 milyon yıl önce “Güney Maymunu” adı verilen Australopithecus’tan evrilmiş.
  • 6 milyon yıl önce kadın bir maymunun iki kız yavrusu varmış. Bunlardan biri tüm şempanzelerin atası olurken, diğerinin bugünkü insanların, yani bizim büyükannemiz olduğunu söylüyor.
  • Daha doğu bölgelerde Homo erectus denen iki ayağı üzerinde durabilen “Upright Man” türü yerleşmiş. Bu tür 2 milyon gibi çok çok uzun bir süre burada kalmış. Bu da tüm türler içinde en uzun süre yaşamını sürdüren türmüş.
  • İnsanlar ilk önce Endonezya’daki Flores (Çiçek) adasına ulaşmış. Bu dönemde deniz seviyesi çok düşük olduğu için anakaradan buraya yürüyerek varabilmişler. Sonrasında deniz seviyesinin yükselmesi ile burada mahsur kalmışlar ve kaynaklar yönünden de adada pek fazla bir şey kalmamış. Daha çok yemek ihtiyacı olan “büyük” insanlar ilk ölenle arasındaymış. Daha küçük ve minyon tipler de daha uzun hayatta kalabilmiş. Bu sebeple de nesiller boyu buradaki insanlar cüce olarak kalmış. Bilimde bu türün adı Homo floresiensis. En fazla 1 metre boya ulaşabilmişler ve ağırlıkları 25 kilogramdan fazla değilmiş.
  • Sibirya’daki Denisova Mağarası’nda yapılan kazılarda fosilleşmiş bir parmak kemiğine rastlanmış. Genetik analizler bu parmağın daha önce bilinmeyen bir insan türüne ait olduğunu göstermiş ve buna Homo denisova adı verilmiş.
  • Şempanzelerin çiğ yiyecekleri çiğnemesi 5 saat sürerken, insanlar pişmiş yiyeceği 1 saatte tüketebiliyormuş.
  • Pek çok bilim insanının kabulüne göre, bugün tıpkı bizim gibi görünen insanlar 150.000 yıl önce Doğu Afrika’ya yerleşmiş.
  • Ateşin de yardımı sayesinde bu insanların atalarına göre bizim gibi daha küçük dişleri varmış ve beyin büyüklükleri de tıpkı bizimkinin boyutlarındaymış.
  • Pek çok Homo sapiens Arabistan civarına yerleşmişken, kalanları Avrasya’ya dağılmış. Buraya dağılanlarla ilgili de iki kesişen teori varmış.
  • Sapiens türü Orta Doğu ve Avrupa’ya yerleştiğinde Neanderthal’lerle karşılaşmış. Onların da daha büyük beyinleri varmış ve soğuk iklime daha iyi ayak uydurabiliyorlarmış.
  • Bugün Avrasya’da olan Sapiens türünün saf olmadığı, Neanderthal’lerin bir karışımı olduğu söyleniyor. Benzer şekilde Doğu Asya’ya giden Sapiens’lerin yerel Erectus türü ile melez şekilde karıştığı biliniyor. Bu sebeple Çinli ve Koreliler Sapiens ve Erectus karışımı imiş.
  • İki nüfus da ayrı kalmış ve Neanderthal’ler öldüğü zaman genleri de onlarla birlikte yok olmuş.
  • Orta Doğu ve Avrupa’daki modern nüfustaki insanların geninin %1 ila %4’ü Neanderthal DNA’sı taşıyormuş.
  • Yeşil maymunlar kendi içlerinde farklı şekillerde iletişime geçiyormuş. Örneğin bir tepkileri “Dikkat! Bir kartal!” iken, başka bir uyarı şekli “Dikkat! Bir aslan!” şeklindeymiş. Araştırmacılar bir grup maymuna ilk uyarı şeklini dinlettiğinde, maymunlar yaptıkları işi bırakıp korkuyla gökyüzüne bakıyormuş. Aslanlı uyarı şeklini dinlettiklerinde de maymunlar hemen bir ağaca tırmanmış.
  • Ortak insan inancı dışında evrende tanrı, ulus, para, insan hakları, yasa ve adalet yoktur diyor Harari.
  • Modern işadamları ve avukatlar aslında güçlü büyücülermiş. Kabile şamanları ve modern avukatlar arasındaki prensip farkı, modern avukatların çok daha garip hikayeler anlattığı yönündeymiş.
  • Papua Yeni Gine’deki Yeni İrlanda adasında volkanik cam olan obsidyenin (Game of Thrones’daki ejderha camı) keskin alet olarak kullanıldığı biliniyormuş.
  • Laboravutar testlerine göre burada kullanılan obsidyenin adadan 400 kilometre ötedeki Yeni Britanya’dan getirildiği sonucu çıkmış.
  • Yüksek kalorili yiyeceklere olan ilgimiz doğuştan ve içgüdüsel olarak geliyormuş.
  • Endonezya sahillerinde 45.000 yıl öncesine kadar gidildiğinde balıkçı köylerine rastlanıyormuş. Bunun da Avustralya’nın işgali gibi okyanusötesi işgalin ilk işaretinin olduğu söyleniyor.
  • Örneğin Flores 850.000 yıl önce kolonileştirilmiş. Flores açık denize çıkamamış ve hiçbiri Amerika, Avustralya veya daha uzaktaki Madagaskar, Yeni Zelanda ve Hawaii’ye ulaşamamış.
  • İlk insanların Avustralya’ya seyahati, Columbus’un Amerika’ya ya da Apollo 11’in Ay’a seyahati kadar önemliymiş. Çünkü ilk kez insanlar Afro-Asya iklimi terk ederek Avustralya’ya hareket eden karasal memeliler olarak tarihe geçmiş.
  • Tarihi kayıtlar Homo sapiens’in ekolojik seri katil olduğunu gösteriyormuş.
  • İlk Amerikalılar kıtaya yürüyerek varmış. Çünkü kuzeydoğu Sibirya ve kuzeybatı Alaska arasındaki deniz seviyesi oldukça düşükmüş ve karadan bir köprü ile varılabiliyormuş.
  • MÖ 7.000 yılında Çatalhöyük’teki yerleşim 5.000 ila 10.000 kişi arasındaymış. O dönem yeryüzündeki en büyük yerleşim olduğu için bu önemli.
  • Meşhur Roma amfitiyatroları genellikle köleler tarafından inşa edilmiş. Bu sayede zenginler kölelerin ölümcül gladyatör dövüşlerini izleyebiliyormuş.
  • Biyoloji bilimine göre insanlar yaratılmamıştır, evrimleşmiştir. Bu kesinlikle eşit evrim geçirmemiştir. “Eşitlik” fikrini Amerikalılar Hıristiyanlık’tan almıştır çünkü her bireye ruh verilmiştir ve ruh tanrı huzurunda eşittir. Eğer tanrı ile ilgili Hıristiyanlık mitlerine inanmazsak, tüm insanların eşit olması ne anlama geliyor? Evrim farklılık üzerine kurulmuştur, eşitlik değil. Her birey farklı bir genetik kod taşıyor ve doğumdan itibaren çevresel faktörlerden etkileniyor. Bu farklılık hayatta kalma özelinde farklı yetkinlikleri de etkiliyor. “Yaratılmış eşitlik” “evrilmiş farklılığa” çevrilmelidir diyor Harari.
  • Hıristiyanlık, demokrasi veya kapitalizm gibi uydurulmuş düzenlere insanları nasıl inandırırsınız? Birincisi, uydurulmuş olduğunu asla söylemezsiniz. Bunun doğanın bir kanunu ve Yüce Tanrı’nın yarattığı bir amaç olduğunda, bu sayede toplumun sürdürülebilir olacağında ısrar edersiniz.
  • Örneğin yurt dışı tatiline gitmek gibi popüler bir arzuya bakalım. Bu konuda doğal veya açık bir şey yoktur. Alpha erkeği bir şempanze asla bölgesini terk edip başka bir şempanze topluluğunun olduğu yere tatile gitmez. Elit antik Mısırlılar da zamanlarını ve servetlerini piramit yapmak ve cesetlerini mumyalamakla harcar. Hiçbiri Babil’de alışverişe gitmeyi ya da Fenike’de kayak tatili yapmayı istemez. Bugünkü insanlar zamanlarını sürekli olarak alışverişte geçirir çünkü romantik tüketim mitine inanır. Romantizm bize insan potansiyelinin tamamını yaşamamız için yaşayabildiğimiz kadar farklı deneyim yaşamamızı söyler. Kendimizi farklı duygu spektrumlarına açmamızı, farklı mutfakları denememizi, farklı ilişkiler yaşamamızı, farklı müzik stillerini öğrenmemizi söyler. Kültürü, kokuları, diğer insan normlarını, uzak diyarlara gitmemizi deneyimlemimizi ister.
  • Sümerler 6’lık ve 10’luk nümerik sistem kullanmıştır. Onların 6’lık sistemi bize pek çok önemli miras devretmiştir. Günün 24 saate bölünmesi, çemberin çevresini 360 derece almamız gibi…
  • Atalarımızdan bize 5.000 yıl önce kalan bilgeliğe baktığımızda pek de fazla bir şey olmadığını görürüz. Örneğin “29.086 ölçü arpa 37 ay Kushim” gibi bir cümlenin “37 ayda toplam 29.086 ölçü arpa hasat edildi. İmza: Kushim” olduğunu görürüz.
  • Eğer herhangi bir insan grubunu -kadınlar, Yahudiler, Roma, eşcinseller, zenciler- izole etmek istiyorsanız, herkesi bunların kirlilik kaynağı olduğuna ikna etmeniz yeterlidir.
  • Deniz kabukları 4.000 yıl boyunca Afrika, Güney Asya, Doğu Asya ve Okyanusya’da para olarak kullanılmıştır.
  • Modern hapishanelerde ve savaş esiri kamplarında sigara para birimi olarak kullanılmıştır.
  • 2006’da dünyadaki parasal değer 60 trilyon dolar civarındaydı. Ancak nakit olarak elde ve dolaşımda olan para 6 trilyondan azdı. Sahip olduğumuz paranın %90’ı hesaplarımızda ve bilgisayar sunucularında yer alıyor. Bugün iş dünyasındaki işlemlerin çok büyük çoğunluğu bir bilgisayardan diğerine veri aktarımı şeklinde, fiziki para olmadan yapılıyor.
  • Tarihte bilinen ilk para Sümerler’deki arpa parasıdır ve MÖ 3.000 yılına aittir. Yazının icat olması ile aynı zaman ve şartlar olması dikkat çekicidir.
  • Tarihteki ilk madeni para MÖ 640 civarında Lidya kralı Alyattes zamanında, Batı Anadolu’da basılmıştır. Bu madeni paralar gümüş ve altının ağırlığını standart hale getirmiş ve üzerinde bir işaretle basılmıştır. İşaret iki şeyi kanıtlıyor: İlk olarak madeni paranın değerinin ne olduğunu, ikinci olarak da içeriğini ve üzerinde yazanın otoritesini. Bugün kullandığımız madeni para, Lidya zamanı basılanların kalıntısı olarak piyasadadır.
  • İspanya’da 1950 ve 1960’lardaki ilk çizgi romanlar Superman veya Örümcek Adam hakkında değildi. El Jabato adında hayali bir antik İberyalı kahramanın Romalı zalimlere karşı maceralarını anlatan kitaplardı.
  • Hakkında bilgi sahibi olduğumuz ilk imparator MÖ 2.250’deki Akad İmparatoru Büyük Sargon’dur ve kariyerine Mezopotamya’daki küçük Kiş şehrinde başlamıştır.
  • Bilinen ilk tektanrılı din MÖ 350’de Mısır’da görülmüştür ve Firavun Akneton’un beyan ettiğine göre Aten’dir. Aten tüm evrenin gücüne sahip yüce tanrıdır.
  • Tarihteki en önemli askeri buluş Çin’in barutu icat etmesidir. Bilgilerimize göre barut hayatın iksirini bulmak üzere Daoist simyacılar tarafından kazara icat edilmiştir.
  • Binlerce yıldan fazla zaman önce Merkez Asya’dan Hindistan’ı işgal eden ve Sanskritçe konuşanlar kendilerini Arya olarak nitelendiriyordu. En eski Farsça konuşanlar da kendilerini Airiia olarak tanıtıyordu. Sanskritçe ve Farsça’ya (Rumca, Latince, Gotik ve Kelt dilleri dahil) kaynak olan bu dilin kaynağının Avrupalı alimler tarafından da öyle sanıldığı biliniyor. Hindistan, Pers, Rum ve Roman medeniyetlerini kuran bu insanların hepsinin Aryan olması tesadüf olabilir mi?
  • Bir pasta düşünün. Pastayı farklı dilimlerde kesebilirsiniz ama pastayı asla büyütemezsiniz. Pasta bir istatistik birimi ise, ben büyük bir dilim aldığım zaman bir başkasının diliminden çalmış oluyorum. Zengin insanlar  da pastadan büyük dilim aldığı ve kötü amaçlarına ulaşmak istediği zaman zorunlu olarak bir kısmını hayır işlerine ayırmak zorundadır.
  • Felaket kahinleri er ya da geç Homo sapiens’in kaynakları tüketeceğini ve Dünya’nın enerjisini bitireceğini söylüyor. Peki sonra ne olacak?
  • 15 Eylül 1830’da ilk ticari demiryolu Liverpool ve Manchester arasında açılmıştır.
  • Her yıl ABD nüfusu, dünyadaki tüm aç insanları doyuracak miktardan daha fazlasını diyet için harcamaktadır.
  • Dünyada 80.000 zürafa, 1,5 milyar sığır, yalnızca 200.000 kurt, 400 milyon evcilleştirilmiş köpek, 250.000 şempanze, milyarlarca insan vardır. İnsanoğlu gerçekten dünyayı ele geçirmiş durumdadır.
  • Bilimsel bir bakış açısından söylebildiğimize göre, insan hayatının hiçbir anlamı yoktur. İnsanlar evrimin amaç veya hedefi olmayan kör süreçleri sonrasın çıktısıdır. Eylemlerimiz kozmik bir planın parçası değildir ve eğer Dünya yarın sabah patlasa evren muhtemelen mevcut işini yapmaya devam eder.

Aldığım notlar arasından seçtiklerim bu kadar. Sapiens, insana ve evrene bakış açımızı sorgulamamızı sağlayacak ve başucu kitabı olarak kütüphanenizde duracak bir eser.

Bu arada Harari sevenlere güzel bir de haber verelim. Harari, İnsani Gelişme Vakfı İNGEV’in Ocak 2017’de gerçekleştireceği Act*Human – İnsani Gelişme Zirvesi’ne konuşmacı olarak katılacak. Resmi açıklama vakıf başkanı Vural Çakır tarafından da yapıldı.

Siz kitabı okudunuz mu? Ne düşünüyorsunuz?

Yeni Yazılar E-mailinize Gelsin Mi?

Bloga yeni yazı yazdığımda e-mail yoluyla haberdar olmak isterseniz, lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi girin. Spam yapmayacağıma söz veriyorum.  

4 Yorum

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın