Etkileşimden Sonra Satış Var Mı?

Tıpkı ölümden sonra hayat var mı? tartışmalarında olduğu gibi, dijital pazarlama dünyasında da etkileşim ve sonrası hayatı tartışıyoruz. 2012 etkileşim yılı olarak geçti. Beğeni, takipçi, konuşulma ve paylaşım oranlarına ait rakamları markalar da ajanslar da büyük bir ilgiyle izledi. 2013’te KPI çılgınlığı başladı. Harcadığımız para karşılığında dönüşümün ne olacağı, harcamanın ne getireceği öncelikli değerlendirme kriterleri arasına girdi. 2013’ün başında olmamıza rağmen müşterinin kafasındaki soru net: Etkileşimin satışa faydası ne?

Sosyal medya, bir anda sıcak satış yapabileceğiniz bir alan değil. Özellikle Türkiye’deki ortalama internet kullanıcılarını düşündüğümüzde satın alma gücü de Amerika’ya göre düşük. İnternetten para harcamayı çok sevmeyen bir millet olarak algılanıyoruz. Son yıllarda e-ticaret harcamalarındaki artış sosyal medyanın satışa dönüşebilecek bir alan olması konusunda umut veriyor.

Aşağıdaki grafikte yıllara göre sepet tutarındaki artışa bakalım. 2009 sonrası ortalama sepet tutarı sürekli artmış. İşlem tutarı ve adetlerinde de artış var.

E-ticaret sayesinde harcamamız artıyor, internetten satın almaya daha meyilli hale geliyoruz. Markaların en zorlandığı nokta olan sosyal medyadan satış konusunda da problemlerimiz var. Çünkü satmayı bilmiyoruz.

Örnek verelim. Markanın Facebook sayfasına girdiğimizde bize hep soru soran, boşluk doldurtan içerikler görüyoruz. Buna ek olarak marka beni satışa yönlendirecek içerikler paylaşmalı. Bunu yapmıyorsa potansiyel müşteri olarak ben boşlukları doldurmak ve taşırmamak kaygısından başka bir şey düşünemem. Öte yandan hep satış kokan içeriklerle de beni bunaltmamalı. Marka ile bağ kurulunca satış da doğal olarak gerçekleşiyor.

Sosyal medyada ideal satış sürecine bakalım. Platformda girdiğimiz içerik, etkileşime yol açıyor, etkileşim (diyelim ki web sitesine link verdik veya mağazaya yönlendirdik) trafiğe dönüşüyor, trafik de satışa. Bu haliyle çok basit, çok düz bir süreç gibi geliyor ama geriye yaslanıp düşündüğümüzde öyle değil. Birçok ajansın/markanın da zorlandığı konu bu.

Peki etkileşim olmadan satış olur mu? Olmaz. Etkileşim zaten olmalı. Etkileşim sayesinde satışa yönleniyoruz. Satış her daim zor bir konuyken, Facebook’ta paylaşılan bir içerik sonrası 100 bin TL’lik araba satmak çok çok zor bir konu. Zor dedik ama DOD Facebook sayfasında paylaştığımız ilanı gören bir kullanıcı gidip arabayı satın almıştı.

Sakız da satsanız girdiğiniz bir içerik sonrası satışlar patlamıyor. Çünkü burası doğrudan satış yapılabilecek dinamiklere ev sahibi olmayan bir dünya.

Kimine göre sosyal medya bir satış alanı değil. Doğru ama marka öyle düşünmüyor. Biz etkileşim sıralamalarında ne kadar birinci de olsak, marka yetkilisi günün sonunda bunun ne kadarının satışa dönüştüğüne bakıyor.

Markanın ajansı olarak marka gibi düşünmeliyiz. Bunun ne kadar önemli bir konu olduğunu işin içine satış girince daha iyi anlıyorsunuz. Marka gibi düşünürken edindiğimiz (dijital) pazarlama deneyimini işin içine katarak satışa yönlendirmeliyiz.

Satışa yönelik örnek vakalar arasında yer almanız dileğiyle.

Hayırlı işler, satışınız bol olsun!

3 Yorum

Muhabbete Katılın, Görüşünüzü Paylaşın